Türkiye'nin son dönem stratejik hamleleri İsrail'de artan bir rahatsızlık ve bölgesel kaygı doğurdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin davasındaki etkin duruşu ve bölgedeki diplomasi trafiği, Tel Aviv yönetiminde tepki ve eleştiriyi beraberinde getirdi.
Erdoğan'ın uluslararası profili 2009 Davos'ta Şimon Peres'e yönelik "One Minute" çıkışıyla yükselirken, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze saldırılarına karşı en sert tepkiyi veren liderlerden biri oldu. Gazze'deki iddia edilen soykırım girişimini BM Genel Kurulu ve diğer platformlarda gündemde tutması, İsrail'deki rahatsızlığın önemli bir boyutunu oluşturuyor.
İsrail'deki endişeyi büyüten bir diğer unsur ise Türkiye'nin savunma sanayisinde sağladığı ilerleme. 2000'li yıllarda İsrail'den Heron İHA kiralayan Türkiye, bugün İHA ihracatında öne çıkan ülkelerdendir. Bölgesel meselelerde izlediği aktif diplomasiyle birleşen bu gelişmeler, İsrail'de Erdoğan odaklı bir kompleksin güçlenmesine yol açtı.
Suriye cephesinde Türkiye'nin rolü ve sonrası da gerginliği artırdı. Notlarda yer aldığı üzere Türkiye, Aralık 2024'te Esad rejimini sona erdiren süreçte öncü rol oynadı; yeni kurulan hükümetin PKK'nın uzantısı YPG ile entegrasyon anlaşması yapması bölgesel dengeleri değiştirdi. Erdoğan'ın El Cezire'ye verdiği röportajda "En kısa zamanda Şam ziyareti yapacağım" demesinin ardından, Ebu Zuhur üssüne yönelik İsrail saldırılarının zamanlaması dikkat çekti.
Diplomatik alanı da kapsayan adımların en önemlilerinden biri Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan bu anlaşma ve Erdoğan'ın ittifaka diğer İslam ülkelerinin de katılabileceğini belirtmesi, bölgedeki İslam ülkelerini bir çatı altında toplama hedefinin başlangıcı olarak değerlendirildi ve İsrail'i rahatsız eden gelişmelerin başında gösterildi.
İsrail yönetimindeki eleştiriler iç siyasete de yansıdı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in Netanyahu'yu hedef alan sözleri ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın Suriye'ye yönelik İsrail saldırılarını kınayan açıklaması, Ankara'nın tepkisini açıkça ortaya koydu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Ebu Zuhur saldırılarını, Türk birliklerinin Suriye'de konuşlandırılmasına izin verilmesine bağladı. Bu karşılıklı açıklamalar, bölgedeki gerilimin diplomatik ve güvenlik boyutlarını öne çıkarıyor.
İsrail'in bölgedeki planlarına ilişkin rahatsızlığı besleyen diğer unsurlar arasında İngiliz The Telegraph'a yansıyan bir iddia ile Trump dönemine atıf yapan F-35 tartışması da var; notlara göre İsrail'in bazı stratejik hamleleri Erdoğan tarafından engellendiği belirtiliyor. Tüm bu dinamikler, Türkiye'nin bölgesel ağırlığını artırmasının ve yeni ittifaklar kurmasının İsrail nezdinde endişe yarattığını gösteriyor.

Yorumlar