Üç ayrı cephe — Gazze, Rusya-Ukrayna ve ABD-İran hattı — birbirinden bağımsız görünse de uzmanlara göre ortak bir jeopolitik dönüşümün parçaları olarak okunuyor. Siyasal bilimci Dr. Cihan Günyel, CNN TÜRK için yaptığı değerlendirmede bu çatışmaların ortak yönlerini ve olası yeni dönemi ele aldı.
Gazze Şeridi'nde ateşkes fiilen kırılmasa da sahadaki durum değişiyor. İsrail ordusunun, ateşkes kapsamında gerisine çekilmesi gereken ve "Sarı Hat" diye anılan bölgede beton bloklarla kontrol alanını genişlettiği belirtiliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze'nin yaklaşık %70'inin İsrail kontrolünde olduğunu açıkladı; başlangıçta bu oran %53 olarak verilmişti.
Toplamda yaklaşık 365 kilometrekare olan Gazze'nin 255 kilometrekare'sinin İsrail kontrolüne geçtiği, yaklaşık 2,13 milyon Filistinlinin kullanabildiği alanın ise 110 kilometrekare'ye indiği aktarılıyor. Bu daralma, zaten ağır insani koşullarla mücadele eden bölgede nüfus yoğunluğunu ve barınma sorununu daha da ağırlaştırıyor. Ayrıca İsrail'in Refah'a yönelik kara harekâtı sonrasında, ABD ve BM uyarılarına rağmen yaklaşık 800 bin Filistinlinin kısa sürede yeniden yerinden edildiği bildirildi.
Rusya-Ukrayna cephesinde çatışmaların şiddeti sürüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna ordusunun Moskova bölgesindeki bazı lojistik tesisler ile bir petrol deposunu hedef aldığını; Karadeniz'de ise Rusya'nın "gölge filosuna" ait iki tanker ve dört kuru yük gemisinin vurulduğunu açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı ise buna karşılık Kiev'deki askeri sanayi tesisleri, İHA depoları ve Odessa bölgesindeki liman altyapısının uzun menzilli, yüksek hassasiyetli silahlarla hedef alındığını duyurdu.
Dr. Cihan Günyel, bu üç çatışmanın ortak noktalarına işaret ediyor: stratejik hedeflerin ve lojistik altyapının hedef alınması, sivil nüfus üzerinde ağır insani baskı ve sahada kontrol hatlarının kaydığı dinamikler. Uzman, bu eğilimlerin bölgesel istikrarı ve diplomatik ilişkileri yeniden şekillendirebileceği uyarısında bulunuyor.
Sonuç olarak, ayrı coğrafyalarda süren eylemler birbirinden bağımsız ele alınamaz hale geliyor; kontrol genişletmeleri, altyapı vuruşları ve kitlesel yerinden edilme olayları küresel diplomasi ve insani yardım gündemini etkilemeye devam ediyor. Uzman değerlendirmeleri, dünyanın yeni bir döneme girip girmediğine dair daha fazla dikkat ve analiz gerektirdiğini gösteriyor.

Yorumlar