27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan ve tarihe "e-muhtıra" olarak geçen bildiri, demokrasi tarihinde karanlık bir dönem olarak kayda geçti. O açıklama, TBMM'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi öncesi siyaset cephesinde yeni bir krize neden oldu.
O dönemde AK Parti'nin aday göstereceği bilgisinin kulislere yansımasıyla birlikte Abdullah Gül'ün adaylığı bazı çevrelerde tepkiyle karşılandı. Resmî olmayan söylemler ve askerî ağırlıklı açıklamalar, seçim sürecinin gerginleşmesine yol açtı.
12 Nisan'da dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın kuvvet komutanlarıyla düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında dile getirdiği "Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet'e sözde değil özde bağlı olmalıdır." sözü tartışmaların odağı oldu. Bu ifade, seçim öncesi siyasi ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdi.
Seçim sürecinde büyükşehirlerde düzenlenen ve "Cumhuriyet mitingleri" olarak anılan gösterilerde de Gül'ün cumhurbaşkanlığına karşı tepkiler yükseldi. O günlerde tankların sokaklara inmediği, asker postallarının doğrudan millet iradesini ezmediği vurgulansa da, Genelkurmay'ın internet sitesinden yapılan açıklama hafızalara kazındı.
Bir diğer önemli tartışma konusu ise 367 sayılı aritmetik kriter oldu. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 367 sayısının yalnızca karar yeter sayısı değil, aynı zamanda toplantı yeter sayısı için de gerekli olduğu tezini ileri sürdü ve bu yorum sürece ayrı bir hukuki boyut kattı.
Demokrasi tarihinin daha önce birçok kez müdahalelerle sınandığı hatırlanırken, 27 Nisan e-muhtırası o dönemin siyaset sahnesinde derin iz bıraktı. Dönemin köşe yazarları ve muhalefet aktörlerinin muhtıraya verdikleri destek, o günlerde kaleme aldıkları yazılarda hâlâ kendini gösteriyor.

Yorumlar