Menü
HABER366
DÜNYA6 Mayıs 2026 06:59

Yıldırımhan SAHA EXPO'da tanıtıldı, dünya basını dikkat çekti

İstanbul'daki SAHA EXPO 2026'da ilk kez görücüye çıkan 6 bin km menzilli kıtalararası balistik füze Yıldırımhan, uluslararası medya tarafından Türkiye'nin savunma gücündeki sıçrama olarak değerlendirildi.

SAHA EXPO 2026 sırasında İstanbul'da ilk kez kamuoyuna tanıtılan Yıldırımhan, 6 bin kilometre menziliyle kıtalararası balistik füze statüsünü gündeme taşıdı ve uluslararası basında geniş yankı buldu.

Etkinlikte görülen Yıldırımhan, notlarda belirtildiği üzere mevcut savunma sistemlerini aşma kapasitesiyle öne çıktı. Tanıtım, Türkiye'yi balistik füze geliştirme alanında önemli bir oyuncu olarak gösterdi ve bölgesel güvenlik dengelerine ilişkin tartışmaları hızlandırdı.

İsrail merkezli Maariv gazetesi, SAHA EXPO 2026'yı konu alan haberinde "Dünyayı şaşırtan balistik füze canavarı tanıtıldı" başlığını kullandı ve Yıldırımhan'ın stratejik caydırıcılık yeteneğinde dikkate değer bir ilerlemeyi işaret ettiğini vurguladı. Haberde füzenin menzil ve hızının bölgedeki hava savunma sistemleri için onu imkansız bir hedef haline getirdiği ifadesi yer aldı.

İsrailli bir başka yayın olan Kikar ise SAHA 2026 kapsamındaki sergiyi "Türkiye'den gelen cehennem" başlığıyla duyurdu ve "Eşi benzeri görülmemiş bir Türk silah envanteri ortaya çıkarıldı" yorumuna yer verdi. Bu yansımalar, tanıtımın uluslararası medya tarafından güçlü biçimde takip edildiğini gösteriyor.

İspanyol havacılık ve savunma yayını Aviacionline da "Türkiye, ilk kıtalararası balistik füzesi (ICBM) Yıldırım'ı tanıttı" başlığıyla haberi servis etti. Uluslararası tepkiler, Türkiye'nin sadece "İHA süper gücü" olmanın ötesine geçerek yabancı üreticilere bağımlılıktan uzaklaşma ve kendi caydırıcılık gücünü inşa etme arzusunu ortaya koyduğunu işaret ediyor.

Bölgede ve küresel düzeyde bu tür bir sistemin tanıtımı, güvenlik hesaplarında ve diplomatik ilişkilerde yeni bir denge unsuruna dönüşebilir. Yıldırımhan'ın sergilenmesi, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişinin uluslararası algısını güçlendirdi ve gelecekte olası politik-yönetsel etkileri tartışmaya açtı.