Uzman uyardı: MV Hondius'taki hantavirüs vakaları panik gerektirmez
MV Hondius keşif gemisinde bildirilen hantavirüs vakaları endişe yarattı; uzman Dr. Aylin Dağ Güzel, küresel panik gereksiz olduğunu, ancak bireysel korunma ve temas takibinin hayati olduğunu söyledi.
MV Hondius keşif gemisinde bildirilen hantavirüs vakaları dünya gündeminde yer alırken, İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel uyarıda bulundu: gemide bildirilen 8 vakadan 6’sının kesinleştiği ve 3 kayıp olduğu bilgisinin endişe yarattığını ancak küresel bir panik havasının şu an için gerekli olmadığını belirtti.
Dr. Güzel, hantavirüslerin tıp dünyası için yeni olmadığını vurguladı. Bu virüslerin Bunyaviridae ailesine ait, zarflı RNA virüsleri olduğunu ve 1978’den beri bilindiğini söyledi. Halen tanımlanmış en az 40 hantavirüs türü olduğunu, her birinin genellikle belirli bir kemirgen türüyle ilişkilendiğini ve doğada uzun süredir var olan zoonotik etkenler olduklarını anlattı.
Gemiyle bağlantılı vakaların dikkat çekmesinin nedenlerinden biri olarak Andes Hantavirüsü (ANDV) öne çıkıyor. Dr. Güzel, Andes türünün dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek hantavirüs olduğunu belirtti. Vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) virüs saptanabilmesinin endişeyi artırdığını kaydeden Güzel, buna rağmen mevcut literatür ve Dünya Sağlık Örgütü raporlarının MV Hondius vakalarının insandan insana yayılma sonucu olmadığı yönünde olduğunu aktardı.
Uzman, bulaşın bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini ancak temaslı takibi ve izolasyonun hayati önemde olduğunu vurguladı. Yani yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden söz etmenin doğru olmadığını, yine de vaka takibi, izolasyon uygulamaları ve korunma önlemlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Hastalık tabloları coğrafi farklılık gösteriyor. Dr. Güzel, Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi türlerin Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS) oluşturduğunu; bunun ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyredebildiğini söyledi. Avrupa ve Asya’da ise Puumala ve Dobrava gibi türlerin Hemorajik Ateş ile Renal Sendrom (HFRS) tablosuna yol açtığını, bunun ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olduğunu belirtti.
Türkiye açısından uyarılarını da paylaşan Güzel, hastalığın başlangıçta griple kolay karışabileceğine dikkat çekti. İlk dönemde yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrılarının görüldüğünü; eğer son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunulduysa ve belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı eklendiyse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.
Tedaviye ilişkin olarak Dr. Güzel, şu an onaylanmış bir aşı veya virüse özgü spesifik bir ilaç bulunmadığını anlattı. Ancak erken tanı sonrası yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunmasının hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkardığını vurguladı. Özetle, 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel panik yersiz; fakat bireysel korunma, temas takibi ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli.