Menü
HABER366
GÜNDEM24 Temmuz 2026 00:01

Türkiye dahil 8 ülke Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınları kınadı

Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları; İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik kitlesel baskınlarını en güçlü biçimde kınadı.

Türkiye ile yedi ülkenin dışişleri bakanları, İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında yerleşimciler ve aşırı sağcı İsrailli bakanların öncülüğünde düzenlenen Mescid-i Aksa baskınlarını en güçlü biçimde kınadı. Ortak açıklama, eylemleri kabul edilemez ve kışkırtıcı olarak niteliyor.

Açıklamada, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir liderliğinde, polis koruması ve fanatik Yahudilerin eşliğinde yapılan baskınlara dikkat çekildi. Bildirimde bu tür kitlesel girişimler ve avluda açılan İsrail bayrağı ile polisin iki çadır kurması özellikle vurgulandı.

Ortak metinde belirtilen ifadelere göre, Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, bu provokatif eylemleri "en güçlü biçimde kınamaktadır". Açıklama ayrıca İsrailli aşırılıkçı bakanlar ve gruplar tarafından yapılan yasa dışı tahrikler, baskın çağrıları ve şiddet eylemlerinin de açıkça kınandığını kaydetti.

Bakanlar, söz konusu adımların uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının ihlali olduğunu vurguladı. Metinde, bu eylemlerin nefret ve aşırılıkçılığı körüklediği ve iki devletli çözüm temelinde adil ve kalıcı barış çabalarını sekteye uğrattığı uyarısı yer aldı.

Açıklama, Kudüs Eski Şehri'ne ve buradaki ibadet mekanlarına getirilen kısıtlamalar ile Eski Şehir'deki diğer ibadet yerlerine yönelik ayrımcı erişim engellerinin uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun açık ihlali ve statükoyu değiştirmeye yönelik hukuksuz bir girişim olduğuna işaret etti.

Bakanlar, İsrail'in işgal altındaki Kudüs ve burada bulunan Müslüman ile Hristiyan kutsal mekanlar üzerinde egemenliği bulunmadığını belirterek, tarihi, hukuki ve demografik yapıyı değiştirmeye yönelik sistematik ihlalleri kınadı. Metin, bu çerçevede tarihi Haşimi hamiliğinin özel rolünü tanıyarak mevcut statükonun korunmasının önemini tekrar etti ve statüko değiştirme girişimlerini reddetti.