Paris'ten Kapadokya'ya: Harabe Evi Yenileyip Yerleştiler
Paris'te yaşayan Fransız çift Sylvaine Deforge ve Patrick Kernen, bir rehber kitap sayesinde keşfettikleri Çat'taki harabe evi restore edip 18 yıldır yazları Kapadokya'da yaşıyor.
Paris'ten Kapadokya'ya yerleşen Fransız çift, 18 yıldır yaz aylarını Nevşehir'e bağlı Çat beldesinde geçiriyor. Sylvaine Deforge ile eşi Patrick Kernen, gezi amaçlı geldikleri Kapadokya'da kayadan oyma odaları olan bir evi restore ederek burada yaşamaya uygun hale getirdi.
Çiftin bölgeyle tanışması küçük bir rehber kitaba dayanıyor. Deforge, "Kitapta Çat Vadisi'nden bahsediliyordu. Gezdik ve Çat Vadisi'ni beğendik. Sonra 'Burada satılık bir ev var mı?' diye sorduk" diye anlatıyor. Evin başlangıçta bir harabe olduğunu, ancak içinde mağaralar ve taş kemerler bulunduğunu söylüyor.
Restorasyon sürecine değinen Deforge, evi satın alma sürecinin beklenmedik ve doğal şekilde geliştiğini belirtiyor: "Evi bize satan insanlarla sadece el sıkıştık. Bu evi ve burada olmayı çok seviyoruz." Hem kendisinin hem de eşinin evi sevdiğini ve neredeyse hiç düşünmeden karar verdiklerini ekliyor.
Sylvaine, geçmişte Fransa'dan turistlere rehberlik yaptığını ve Türkiye'nin neredeyse her yerini gezdiğini söylüyor. Kapadokya'nın kendisi için en sevdiği bölge olduğunu belirten Deforge, beldeyi ve insanlarını tanıdıkça daha da bağlandıklarını ifade ediyor. Ayrıca eşinin kış aylarında da gelebildiğini, kendisinin ise yaz dönemini tercih ettiğini aktarıyor.
Beldede karşılaştıkları misafirperverlik çiftin kararında belirleyici olmuş. Deforge, Türklerin samimiyetinin kendileri için mutluluk kaynağı olduğunu vurguluyor: "Randevu bile almıyoruz. Belediyeye gidiyoruz ve hemen 'Çay ister misiniz' diyorlar. Fransa’da böyle bir şey mümkün değil." Bu karşılıklı sıcaklık, onların Kapadokya'ya olan bağlılığını güçlendiriyor.
Patrick Kernen ise Paris'in yaklaşık 11 milyon nüfuslu büyük bir şehir olduğuna dikkat çekerek, Çat'taki sakin ve sessiz yaşamı tercih ettiklerini söylüyor. Çift, 18 yıldır her yaz geçirdikleri bu yerde Kapadokya'nın atmosferinden ve burada kurdukları insan ilişkilerinden memnun olduklarını belirtiyor; zaman içinde beldenin daha da güzelleştiğini ekliyorlar.