Menü
HABER366
GÜNDEM3 Mayıs 2026 04:48

MSB'den Yunanistan'a eleştiri: Yükümlülüklerini göz ardı etti

MSB kaynakları, İsrail donanmasının Sumud Filosu’na Girit açıklarında müdahalesinde Yunanistan’ın pasif kalmasını, ülkenin uluslararası yükümlülüklerini görmezden gelmesi olarak değerlendirdi.

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım götürmeyi amaçlayan Küresel Sumud Filosu'na Girit Adası açıklarında uluslararası sularda müdahale ettiğini bildirdi. MSB kaynakları, olayın Girit’in yaklaşık 80 deniz mili batısında ve Yunanistan’ın arama-kurtarma sorumluluk sahası içinde gerçekleştiğini belirtti ve Yunanistan’ın bu süreçte sergilediği pasif tutumu uluslararası yükümlülüklerini göz ardı etmek olarak nitelendirdi.

Açıklamada, müdahale sırasında filoya karşı iletişim sistemlerinin engellendiği, insansız hava araçlarıyla tacizde bulunulduğu ve bazı gemilere fiili çıkma yapıldığı vurgulandı. MSB kaynakları, bu tür eylemlerin serbest seyrüsefer hakkı, yaşam hakkı ve sivil mülkiyetin korunması gibi uluslararası normları zedelediğini ifade etti.

MSB ayrıca, İsrail unsurlarınca alıkonulan mürettebatı taşıyan geminin bir Yunan limanına yönlendirilmesi ve bu sürecin Yunan makamlarınca engellenmemesinin eleştirileri artırdığını bildirdi. Açıklamada, Başbakan Miçotakis ve Savunma Bakanı Dendias politikalarının, Yunanistan’ın deniz yetki alanları ve egemenlik hakları bakımından tartışma yarattığı belirtildi.

Kaynaklar, Yunanistan’ın kendi arama-kurtarma sorumluluk sahasında meydana gelen olaya karşı pasif kalmasının uluslararası yükümlülüklerin ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Bu tutumun Yunan kamuoyunda, bölgedeki hassas dengelerin olumsuz etkilendiği ve ülkenin deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarının uluslararası düzlemde zayıfladığı yönünde eleştiriler yarattığına dikkat çekildi.

MSB kaynakları son olarak, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askerî faaliyetler ve insani yardım girişimlerine yönelik müdahalelerin birlikte değerlendirildiğinde, sahada uluslararası hukuk normlarının giderek daha fazla tartışmaya açıldığını ve bunun sadece bölgesel güvenlik dengelerini değil, aynı zamanda küresel ölçekte hukuk temelli düzenin sürdürülebilirliğini etkileyebilecek nitelikte olduğunu kaydetti.