Menü
HABER366
DÜNYA23 Ekim 2026 11:50

Mescid-i Haram’daki davada iki sanığa idam cezası verildi

Mescid-i Haram’da yaşandığı öne sürülen olayla ilgili davada iki Bangladeşli sanığa idam, gizli çekim yapıp şantajla suçlanan Hindistan uyruklu kişiye 20 yıl hapis cezası verildi.

Suudi Arabistan’da Mescid-i Haram’da yaşandığı öne sürülen olayla ilgili yaklaşık 3,5 yıl süren yargılama tamamlandı. Üst mahkeme, kutsal mekânda uygunsuz fiilde bulundukları belirtilen iki Bangladeşli sanık hakkında idam cezasına hükmetti. Olayı gizlice kayda alıp şantaj yapmak ve görüntüleri yaymakla suçlanan Hindistan uyruklu kişiye ise 20 yıl hapis cezası verildi.

Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre Mescid-i Haram’da temizlik personeli olarak çalışan Bangladeş uyruklu Nazrul İslam ile Siti Akhtar arasında duygusal yakınlaşma başladı. İki kişinin Mayıs 2023’te, mescidin kapıları arasında bulunan izole bir alanda uygunsuz fiilde bulunduğu tespit edildi.

Olayın ardından kamuoyunda, “Umreye giden evli çift sadece öpüştükleri için idam edildi” şeklinde iddialar yayıldı. Ancak yargılama dosyasındaki bilgilere göre iki kişi umreye gelen evli bir çift değil, ülkede işçi statüsünde bulunan çalışanlardı. İkilinin evli olmadığı ve Mescid-i Haram’ın mahremiyetini ihlal ettikleri kaydedildi.

Dosyada, görüntüleri gizlice kaydeden kişinin Hindistan uyruklu olduğu belirtildi. Bu kişinin kaydı şantaj amacıyla kullandığı ve görüntüleri yaydığı gerekçesiyle yargılandığı aktarıldı. Mahkeme, söz konusu sanık hakkında 20 yıl hapis cezası kararı verdi.

Üst mahkemenin kararında Mescid-i Haram’ın kutsallığına, hürmetine ve onuruna yönelik ihlal esas alındı. İki Bangladeşli sanık hakkındaki idam cezalarının emsal oluşturması ve caydırıcı olması amacıyla verildiği bildirildi.

Yargılama süreci yaklaşık 3,5 yıl sürdü. Açıklanan hüküm, sosyal medyada yayılan “yalnızca öpüşme nedeniyle idam” iddiasıyla dosyaya yansıyan olay ve suçlamalar arasındaki farkı da ortaya koydu. Karar, kutsal mekânın statüsünün ve kişisel görüntülerin şantaj amacıyla kullanılmasının davadaki temel unsurlar arasında yer aldığını gösteriyor.