Libya mutabakatı sonrası Atina, Ankara’ya karşı destek arıyor
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi’nin Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması Atina’da yeni diplomatik arayış başlattı; Washington ise tarafsız kaldı.
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi’nin Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, Atina’da Ankara’ya karşı yeni diplomatik hamle arayışını başlattı. Yunanistan konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşırken Avrupa Birliği gündemine de getirmeye hazırlanıyor.
Atina’nın Washington’dan beklediği destek ise şimdilik gelmedi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan ve Türkiye’nin NATO müttefiki olduğunu belirterek iki ülkeyi olası görüş ayrılıklarını ikili görüşmelerle çözmeye teşvik etti. Yunan basını, bu açıklamayı Washington’ın mutabakat konusunda taraf olmaktan kaçındığı ve meseleyi Ankara ile Atina arasındaki ilişkilere bıraktığı şeklinde yorumladı.
Yunan basınında değerlendirilen seçenekler arasında, diğer ülkelerin mutabakatı tanımamasını sağlamaya çalışmak ve Libya makamları üzerinde diplomatik baskı kurmak yer alıyor. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin gündeme getirilmesi de olası adımlar arasında gösteriliyor.
Pire Üniversitesi Uluslararası Hukuk Profesörü Petros Liakouras, yeni koşullara karşı Yunanistan’ın atabileceği adımlardan biri olarak Meis (Kastellorizo) adalar grubu ile Girit’in güneyinde karasularının 12 deniz miline çıkarılmasını önerdi. Ancak Yunan basını, karasularını ani bir kararla 6 milden 12 mile çıkarmanın şu an Atina’nın gündeminde olmadığını aktardı. Doğu Akdeniz’de gerilime yol açan elektrik kablosu projesi nedeniyle böyle bir kararın Türkiye ile tansiyonu daha da yükseltebileceği belirtiliyor.
Başbakan Kiryakos Miçotakis’in eski diplomatik danışmanı ve Demokritos Trakya Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Sotiris Serbos ise Yunanistan’ın Libya’daki etkisinin “önemsiz veya yok denecek kadar az” olduğunu söyledi. Serbos, Atina’nın Libya’daki iç dengelerde etkili olmasını sağlayacak güç unsurlarını geliştirmediğini, Türkiye’nin ise sahada etkin bir aktör olduğunu ve Doğu Libya’da kurduğu stratejinin sonuçlarını almaya başladığını savundu.
Ta Nea gazetesinde yayımlanan bir analizde, Türkiye-Libya mutabakatının uluslararası deniz hukuku açısından tartışmalı olmayı sürdürdüğü, ancak bundan sonra iptal edilmesinin son derece zor, hatta imkânsız hale gelebileceği değerlendirmesi yapıldı. Analizde, Uluslararası Adalet Divanı’nın konuyu ele alabileceği; buna karşın mutabakatı geçersiz kılacak hukuki ve siyasi yolların önünde ciddi engeller bulunduğu belirtildi.
Yunanistan’ın önündeki seçenekler diplomatik girişimler ve olası hukuki yollarla sınırlı görünürken, Atina’nın Washington’dan açık destek alamaması ve Libya’daki nüfuz farkı tartışmanın seyrini etkileyen unsurlar olarak öne çıkıyor.