İran'dan ABD'ye rest: Müzakere için beş şartımız kabul edilmeli
İran, savaşın sona ermesi, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı'ndaki egemenlik hakkı dahil beş ön koşul sağlanmadan ABD ile yeniden müzakere etmeyeceğini açıkladı.
İran, ABD ile olası ikinci tur müzakerelere ancak açıkladığı beş ön koşulun asgari güven oluşturucu güvenceler olarak kabul edilmesi halinde gireceğini bildirdi. İsmi verilmemiş bir yetkili, bu koşulların yerine getirilmemesi halinde İran'ın Washington ile yeniden masaya oturmayacağını vurguladı.
Yetkilinin belirttiği beş ön koşul; savaşın tüm cephelerde sona ermesi, yaptırımların kaldırılması, bloklanmış varlıkların serbest bırakılması, savaştan kaynaklanan zararların tazmin edilmesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik hakkının kabul edilmesi şeklinde özetlendi. İran, bu maddeleri müzakere başlangıcı için asgari güven teminatı olarak tanımlıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ABD ve İsrail’in ülkesine yönelik saldırılarını kınadı ve uluslararası topluma İran’ın yanında olma çağrısında bulundu. Bekayi, Washington ile yürütülen diplomasi sürecine rağmen 28 Şubat 2026'da ülkeye karşı yeniden bir saldırganlık savaşı başlatıldığını belirtti.
Bekayi, bu çatışmanın sadece toprak ya da jeopolitik çıkar meselesi olmadığını; çağımızın iyi ile kötünün tanımını belirleyecek bir mücadele olduğunu savundu. Sözcü, “Bir tarafta her türlü savaş hukukunu ve temel insanlık onurunu ihlal etmekten zevk alanlar” olduğunu ve bunun masum hayatlara yönelik kapsamlı hak ihlallerine yol açtığını ifade etti.
Sözcü ayrıca durumu, “vahşet için bahaneler uyduran profesyonel yalancılar ile vatanlarını ve insan onurunu yalnızca kendi güçlerine ve kararlılıklarına güvenerek savunan gururlu bir halk arasındaki savaş” olarak niteledi. Bekayi, insanlığın baskı, yalan ve gaspla hüküm süren bir düzeni mi yoksa adalet ve onura dayanan bir dünyayı mı seçeceği konusunda karar vermesi gerektiğini söyledi.
Gözler şimdi, İran’ın ileri sürdüğü bu koşulların ABD tarafından kabul edilip edilmeyeceğine çevrildi. Kabul edilmemesi halinde Tahran’ın müzakere masasına geri dönmeyeceği açıklaması, bölgesel diplomasi ve yaptırımların geleceği üzerinde belirleyici olabilir. Taraflar arasındaki uzlaşı ya da tıkanma, önümüzdeki dönemde bölgesel istikrar ve uluslararası ilişkiler açısından önemli sonuçlar doğuracak.