Menü
HABER366
EKONOMİ29 Ekim 2026 07:40

Cumhuriyet’in 103. yılında Türkiye’nin otomotiv yolculuğu

Türkiye’nin otomotiv üretimi, 1929’da Tophane’de kurulan Ford fabrikasından Devrim ve Anadol’a, büyük üretim yatırımlarından Togg’a uzanan bir gelişim gösterdi.

Türkiye’nin otomotiv üretim yolculuğu, Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan sanayileşme hamlesinden bugünkü yerli otomobil ve elektrikli araç projelerine uzanıyor. Otomobil montajı yapılan küçük tesislerle başlayan süreç, zaman içinde büyük üretim yatırımlarına ve küresel markalar için üretim yapan fabrikalara dönüştü.

Bu yolculuğun ilk önemli adımlarından biri, 1929’da Ford Motor Company ile dönemin hükümeti arasında yapılan anlaşmayla atıldı. İstanbul Tophane’de kurulan fabrikada yaklaşık 450 kişi çalışıyordu. Tesiste günlük üretim, 50 araca yaklaşıyordu.

Ancak aynı yıl başlayan Büyük Buhran, dünya ekonomisi gibi otomotiv sektörünü de etkiledi. Tophane’deki Ford fabrikasında üretim 1934’te sona erdi. Bu gelişme, Türkiye’de otomobil üretiminin erken dönemindeki ilk girişimin uzun soluklu olmasını engelledi.

Otomotiv sanayisinde yeni bir adım 1955’te geldi. Tuzla Çayırova’daki Türk Willys Overland tesisinde Jeep araçlarının montajına başlandı. İlerleyen yıllarda aynı fabrikada kamyon montajı da yapıldı. Böylece sektörün üretim ve montaj faaliyetleri farklı araç türleriyle genişledi.

Türkiye’nin otomotiv tarihinde Devrim otomobili, yerli mühendislik gücünü ortaya koyan önemli bir aşama olarak öne çıktı. Anadol’un yollara çıkması ise yerli marka deneyimini üretim sürecine taşıdı. Tofaş ve Oyak Renault yatırımlarıyla üretim kapasitesi büyürken, Türkiye’nin otomotiv sanayisi daha geniş bir üretim ağına kavuştu.

Bugün bu birikim, Togg ve elektrikli otomobil projeleriyle yeni bir döneme taşınıyor. Cumhuriyet’in 103’üncü yılında sektörün gündeminde yalnızca daha fazla araç üretmek değil, yeni teknolojilerde ilerlemek ve küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmak da bulunuyor.

Ford’un Tophane’deki fabrikasından başlayıp farklı üretim aşamalarından geçen bu tarih, Türkiye’nin otomotivdeki sanayileşme sürecini yansıtıyor. Sektörün önündeki hedefler ise mevcut üretim kapasitesini yeni teknolojilerle birlikte geliştirmek etrafında şekilleniyor.