Cavtat’ta 3 metre derinde 5 tonluk mühürlü lahit bulundu
Hırvatistan’ın Cavtat kentinde Geç Antik Çağ’a tarihlenen, kireç harcıyla mühürlenmiş 5 tonluk lahit bulundu; içinden tek kişiye ait tahrip olmuş kalıntılar çıktı ve nesneler laboratuvara gönderildi.
Hırvatistan’ın Cavtat kasabasındaki nekropol bölgesinde yaklaşık 3 metre derinlikte, Geç Antik Çağ’a tarihlenen 5 ton ağırlığında mühürlü bir lahit gün yüzüne çıkarıldı. Yapının taş gövdesi ile çift kapağı arasındaki kireç harcının iyi korunmuş olması, içeriye dış etkenlerin ulaşmasını engellediğini gösteriyor.
Kazıların yapıldığı alan, antik Roma kolonisi Epidaurum sınırları içinde yer alıyor. Arkeologların aktardığına göre lahit, dönem özelliklerini koruyan örneklerden biri olarak değerlendirildi ve koruma altına alındı. Yapının ilk kez açılması uzun ve titiz bir çalışma gerektirdi.
Uzman ekibin kapağı kaldırmasıyla lahitin içinde tek bir kişiye ait gömü tespit edildi. Ancak kemik kalıntılarının zamana yenik düşerek büyük ölçüde tahrip olduğu görüldü. Arkeologlar ve restoratörler, mezardan çıkan organik birikintileri ve diğer materyalleri detaylı inceleme için laboratuvara ayırdı.
Bulgu, yaklaşık olarak M.S. 4. ile 6. yüzyıllar arasına tarihlendirildi ve Roma eyaleti Dalmaçya'da yaygın olan “Salona tipi” lahitler grubuna mensup olduğu belirtildi. Köşe mimarisi ve kullanılan kireç taşının bölgeden çıkarıldığı tespiti, Geç Antik Çağ’da gelişmiş yerel taş ustalığı atölyelerinin varlığına işaret ediyor.
Lahitin yerinden çıkarılması disiplinler arası bir ekiple gerçekleştirildi; arkeolog, antropolog ve restoratörler süreci hassas bir planlama ile yürüttü. 5 tonluk yapının nakliyesi tamamlandıktan sonra eser, Cavtat’ta halkın ve ziyaretçilerin görebileceği açık bir alana yerleştirildi.
Yapılacak laboratuvar analizlerinin; mezarda yatan kişinin kimliği, dönemin yaşam koşulları ve defin gelenekleri hakkında önemli bilgiler sunması bekleniyor. Bölgesel bağlamda bulunan lahit, Dalmaçya’daki yerel üretim ve mezar geleneklerine dair daha geniş bir veri seti sağlayabilir.
Keşif, arkeoloji çevrelerinde ilgi uyandırırken, sergileme kararı yerel kültürel mirasın korunması ve turistik değerinin artırılması açısından da önem taşıyor.