Bahçeli'den AB'ye sert tepki: Türkiye'yi dışlayan zihniyet
MHP lideri Devlet Bahçeli, grup toplantısında Avrupa Birliği'ni hedef alarak Brüksel'in "ikiyüzlü siyaset" izlediğini, Türkiye'yi gerektiğinde dışlayıp gerektiğinde kullandığını söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında Avrupa Birliği'ne yönelik sert eleştirilerde bulundu. Bahçeli, konuşmasında "Mesele Ankara'nın istikameti değil, Brüksel'in ikiyüzlü siyasetidir" diyerek Avrupa zihniyetini suçladı ve "Türkiye'yi gerektiğinde dışlayıp, gerektiğinde kullanmak isteyen çarpık, çıkarcı ve ikiyüzlü Avrupa zihniyetidir" ifadesini kullandı.
Toplantının başında milletvekillerine, basın mensuplarına ve ekranlardan toplantıyı izleyen vatandaşlara hitap eden Bahçeli, herkesi selamladı; Cenab-ı Allah'tan hayır, bereket, sıhhat ve huzur diledi. Ayrıca gönül ve kültür coğrafyalarında mücadele verenlere en iyi dileklerini iletti.
Bahçeli, dünya sahnesindeki gerilimlere dikkat çekerek küresel sistemde çatlaklar, jeopolitik kaymalar ve ekonomik-siyasal gerilimlerin arttığını söyledi. Böyle zamanlarda millet olmanın anlamının derinleştiğini, birlik ve dayanışmanın tarihi bir zaruret olduğunu vurguladı. "Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir" sözleriyle tehditlerin mahiyetinin değiştiğini kaydetti.
3 Mayıs Milliyetçiler Günü'ne de değinen Bahçeli, bu günün Türk milliyetçiliğinin hafızasında müstesna bir merhale olduğunu belirtti. 3 Mayıs'ın, ülküyle aydınlanan zihinlerin ve dava uğruna ölümü göze alan yüreklerin dayanıklılığını gösterdiğini söyledi ve bu ruhun tarihe kazındığını ifade etti.
Konuşmasında 1944'teki süreçten ve o dönemde milliyetçilere yapılan yargılamalardan söz eden Bahçeli, o dönem Türk milliyetçilerinin ağır şartlar altında hak ve hürriyetlerinin zedelendiğini anlattı. İsmen andığı bazı isimlerden başta Alparslan Türkeş olmak üzere dönemin önde gelen milliyetçi şahsiyetlerin yargılandığını ve gençlerin tabutluk denilen hücrelerde ağır muamelelere maruz kaldığını dile getirdi.
Bahçeli, zulme rağmen teslim olmayan mücadele vurgusunu sürdürdü; Hüseyin Nihal Atsız'ın sözlerini örnek göstererek dayanıklılık ve fedakârlık temasını işledi. Konuşmasını Türk milliyetçiliğinin geçici heves değil, ülküye adanmışların davası olduğu ve tarihe yaslanan bir miras olduğu tespitiyle tamamladı.